<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	>

<channel>
	<title>Son Çağrı</title>
	<atom:link href="http://cagri.turkceblog.com/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://cagri.turkceblog.com</link>
	<description>Mekselina Mirza</description>
	<pubDate>Wed, 25 Jun 2008 01:59:09 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.5.1</generator>
	<language>en</language>
			<item>
		<title>İnternet ve diğer yayın vasıtaları</title>
		<link>http://cagri.turkceblog.com/televizyon-ve-zararlari/internet-ve-diger-yayin-vasitalari.html</link>
		<comments>http://cagri.turkceblog.com/televizyon-ve-zararlari/internet-ve-diger-yayin-vasitalari.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 25 Jun 2008 01:59:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>cagri</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[TELEVİZYON VE ZARARLARI]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://cagri.turkceblog.com/televizyon-ve-zararlari/internet-ve-diger-yayin-vasitalari.html</guid>
		<description><![CDATA[ Sual: Temiz gençleri aldatmak için, (İslamiyet ilerlemeye engel olmaktadır. Hıristiyanlar ilerliyor. Gözleri kamaştıran her türlü fen vasıtası yapıyorlar. Biz de Hıristiyanlara uymalıyız) gibi sözlerle, İslamiyet’teki güzel ahlakı, kardeşliği bıraktırmaya uğraşanlar var. Dinimizin ilme verdiği önem ile internet ve diğer yayın vasıtaları hakkında açıklama yapar mısınız?
CEVAP
(İslamiyet ilerlemeye engel olmaktadır) sözü kuru bir iftiradan başka bir şey [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong></strong> <strong><span id="more-10"></span>Sual: </strong>Temiz gençleri aldatmak için, (İslamiyet ilerlemeye engel olmaktadır. Hıristiyanlar ilerliyor. Gözleri kamaştıran her türlü fen vasıtası yapıyorlar. Biz de Hıristiyanlara uymalıyız) gibi sözlerle, İslamiyet’teki güzel ahlakı, kardeşliği bıraktırmaya uğraşanlar var. Dinimizin ilme verdiği önem ile internet ve diğer yayın vasıtaları hakkında açıklama yapar mısınız?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>(İslamiyet ilerlemeye engel olmaktadır) sözü kuru bir iftiradan başka bir şey değildir. Çünkü İslamiyet, fende, sanatta ilerlemeyi emrediyor. Peygamber efendimiz, <strong>(İlim Çin’de de olsa talep edin! Öğrenin!)</strong> buyuruyor. Çin, eskiden olduğu gibi yine müslüman değildir. Çin’den alınacak ilim, elbet fen ilmidir. Her türlü teknolojidir. Bazı din simsarcıları da batıdan geldi diye fen vasıtalarına zararlı diyor. Böyle söylemek, böyle düşünmek çok yanlıştır. <strong>(Fen ve sanat müminin yitik malıdır. Nerede bulursa alsın!) </strong>hadis-i şerifine uymamız gerekir.<br />
<strong><br />
İnternet ve faydaları<br />
</strong>Dünyadaki en büyük bilgi deposu 20 milyon bilgisayarın birleşmesinden meydana gelen 250 milyon kullanıcılı internet bilgisayar ağıdır. İnternetle ilgili bir gencin verdiği bilgiler şöyledir:</p>
<p>Günümüzde internet temelde şu 5 farklı hizmeti sunmaktadır: <strong>Web</strong>, <strong>e-mail</strong>, <strong>chat</strong>,<strong> news</strong>,<strong> ftp</strong>.<strong><br />
Web</strong>, şahısların veya şirketlerin düşüncelerini açıkladıkları, reklamlarını yaptıkları sayfaların oluşturduğu ortamın adıdır. Ticari kuruluşlar, web sayfaları üzerinden ürünlerini online olarak satabilmekte, kullanıcılar, borsa, döviz kurları gibi değişen bilgileri anında takip edebilmekte, her türlü habere, akademik, siyasi, coğrafi bilgiye ulaşılabilmektedir. Kütüphanelere, müzelere bağlanmak, hatta evde üniversite dersleri alarak mezun olmak, seyahat için bilet almak, rezervasyon yaptırmak, aynı zamanda çeşitli eğlence faaliyetlerine de web üzerinden ulaşmak mümkündür. Her türlü yazılı, sesli, görüntülü metne web üzerinde rastlayabiliriz.</p>
<p>Çocukların zihinsel gelişimleri için faydalı bir çok eğlenceler var. İnternette iş ya da eş aranabiliyor. Birçok çöp çatan siteleri var. Gazetelerde zaman zaman haberler çıkıyor: İnternette tanıştılar evlendiler diye.</p>
<p>Dünyanın bir ucundan, mesela Amerika'dan kitap sipariş edip kısa zamanda almak mümkündür.<br />
<strong>E-mail</strong> hizmeti, ışık hızıyla dünyayı dolaşan elektronik mektuplardır.<br />
<strong><br />
Chat</strong> sayesinde de klasik telefon haberleşmesi sanal dünyaya taşınmakta, her kültürden insan, demokratik bir platformda bir araya gelip, yazılı, sesli hatta görüntülü olarak sohbet edebilmektedir.<br />
<strong><br />
News</strong> denilen haber gruplarına üye olarak ilgi alanları ne olursa olsun ortak merakları olan insanlar bir araya gelebilmekte ve fikir alış-verişinde bulunabilmektedir.<br />
<strong><br />
Ftp</strong> ise internet üzerinden bilgisayar dosyalarının transferine imkan sağlamaktır. Bu yönleriyle internet, sınırları kaldırarak dünyanın her tarafındaki insanlara ticari ve kültürel alanda birçok işbirliği sağlamaktadır.<br />
<strong><br />
</strong>Artık vakit kaybetmeden <strong>online </strong>eğitime gidilmeli, zaman ve mekan gibi problemleri ortadan kaldıran, eğitimde fırsat eşitliğini sağlamanın en kolay yollarından biri olan internetten azami şekilde faydalanmaya çalışmalıdır. Her aile çocuklarını yarının şartlarına göre yetiştirmelidir. Herkesin evinde bir bilgisayar bulunmalıdır.</p>
<p>İnternetin şu andaki kontrolsüz yapısı, onu kötü niyetlerle kullanmak isteyenlere de fırsat tanımaktadır. Dünyanın her yerinde kutsal sayılan aile, namus, ahlak, insan hakları gibi kavramlara yönelik saldırılar, internet kullanıcılarını tehdit etmektedir. Çeşitli kuruluşlar bir araya gelip bu tür zararları engellemek için projeler üretmektedir. Bunun yanı sıra, devletler de kendi rejimlerine yönelik saldırıları ve terörist fikirleri engellemek istemektedirler.<br />
<strong><br />
İnternete müptela olmak<br />
</strong>Yukarıda internetin bazı faydalarını anlattık. Gerçekten de internetten herkes faydalanmalıdır. Çocuklarımızı yarının şartlarına göre yetiştirmeliyiz. İnternetin bu muazzam faydaları yanında, bazı zararları da var. Adamın biri kalkıyor, İslam sitesi diye bir site kuruyor. Orada, kendi düşüncelerini İslamiyetmiş gibi anlatıyor. Ne kadar büyük zarar. İsteyen her sapık bir site kurabilir. İntihar metodlarını ve bomba yapımını anlatan siteler var. Devlet büyüklerini kötüleyen siteler var. Satanist siteleri var. Porno siteler var. Çeşitli sapık siteler var. Var da var. Bir de internete bağımlılık kazanmak da sıkıntılar doğuruyor. Birçok tanıdığımız var. Evlerine geç gittiklerinden veya hiç gidemediklerinden dolayı yuvaları yıkılmaya yüz tutmuştur. Milliyet Gazetesinden sayın <strong>Meral Tamer</strong> hanım bir yazı yazmış. Yerimiz dar olduğu için yazısının özetini veriyoruz:</p>
<p>(Kızım İnternet'in başında sabahlamaya ilk başladığında çok tedirgin olmuştum. Telefon faturalarımız da hatırı sayılır ölçüde kabardı. İnternet kızıma yeni bir dünyanın kapılarını açtı. Önce sıradan sitelerde "chat" yaptı. Sonraları belli bir düzeyi olan siteler buldu. O sitelerde karşılaştıklarından bazılarıyla yüz yüze tanışıp arkadaşlıklar kurdu. Bu arada dünyanın dört bir yanından değişik uluslardan gençlerle "chat" yaparak İngilizcecini geliştirdi. Bir okurumuzdan gelen mektubu okuduğumda ne yapacağımı bilemedim. Bir yandan kızımın İnternet'le ilk tanıştığı günlerdeki tedirginliğimi anımsadım. Yer yer kendisine hak verdim. Diğer yandan "zaaf"a dönüşen her tür tutkunun benzeri sonuçları olabileceğini düşündüm. Okurumuz anne diyor ki:</p>
<p>"Her şey eşimin işyerinden eve getirdiği bilgisayarla başladı. Nereden bilebilirdik ki eve giren bu aletin, medeniyetin tek dişi kalmış bir canavarına dönüşebileceğini. Ve bu canavarın bir aileyi maddi manevi çökertebileceğini. Oğlumuz internetin faydalarını anlattığında her şey kulağa hoş geliyordu, tâ ki internetin tutsağı haline gelene kadar! Bilgisayara bir kumar tutkusuyla bağlandı. Telefonumuz haziran ayında gelen yüklü telefon faturaları ve kendi imkanlarımızla ödenmesi mümkün olmayan borçlar nedeniyle kesildi. Bu arada bilgisayar bozuldu. Eğer tamir ettirmezsek oğlumuz kumar alışkanlığından kurtulur diye düşünüp çok sevinmiştik, ama boşuna sevinmişiz. İnternet kafeler sabaha kadar açıkmış. Oralara dadandığı ilk gün eve geç geldi. Gece 2'de merak içinde polisi aradık. Polisin "Kaza v.s. yok, biraz daha bekleyin" demesi bizi rahatlatmadı. Nerede olduğunu ancak gecenin geç vakti eve geldiğinde öğrenebildik. İnternetin başına oturduğunda zaman mefhumunu unutuyor, paralar da suyunu çekiyor. Kumara nasıl para dayanmıyorsa bilgisayara da para dayanmıyor. Biz çok üstüne gitmedik, ama oğlumuz sarhoş [morfinman] gibiydi, ikazımızdan etkilenmiyordu. Sonunda iflas ettik. Borçlarımızı ödeyebilmek için evimizi satılığa çıkardık, fakat kriz nedeniyle satamadık. Bu İnternet canavarının verdiği zararlar, yararlarını çoktan aştı. Bu olaydan sonra oğlumun okul hayatı söndü. İş hayatı da yok. Gençlik en güzel çağını bu aletin başında geçiriyor. Bu canavardan kurtulmak için kurum ve kuruluşlar neler yapabilir? Bu gidişi durduracak etkili bir merci yok mu? Benim oğlum bu örneklerden sadece biri."</p>
<p>İşin maddi boyutunu sorduk: Haziran-Temmuz ayı telefon faturası faizleriyle birlikte 100 milyon liranın üzerinde. Faizleriyle diyoruz, çünkü fatura ödemelerini oğulları yapıyormuş, ancak internete merak sardıktan sonra ailesinin bankaya yatırsın diye verdiği paraları da internet kafelerde harcamış. Kredi kartlarından çektiği para 500 milyon lirayı buluyor. Babasının arkadaşlarından aldıklarıyla toplam borç 1 milyarı aşıyor. Bu arada emekli baba, ikramiyesiyle oğluna bir muhasebe bürosu açmış. Ancak oğul internetten zaman bulup da ilgilenememiş.)<br />
<strong><br />
İnternetin bazı zararları<br />
</strong>İnternet de, bıçak gibidir, faydalı işlerde kullandığı sürece kıymetlidir. Web’de internetin büyük yararları inkâr edilemez. İş yerime gitmeden de evdeki bilgisayarımla, birçok kütüphaneye erişme imkanı buluyorum. Birçok gazete ve dergileri okuma imkanı vardır. Hazırladığımız yazıları Gazeteye gönderme imkanı vardır. Okuyucularımızdan gelen birçok suali, <strong>e-mail</strong> ile en kısa zamanda cevaplandırma imkanını buluyoruz. Daha sayılamayacak kadar çok faydaları vardır. Her nimetin bir külfeti olduğu gibi, yerinde kullanılmadığı zaman birçok zararları da vardır. Genç bir okuyucum diyor ki:<br />
(İnternet de günümüzde süratle yayılmaktadır. İnternet uçsuz bucaksız olduğu kadar da denetimsiz veya denetimi çok azdır. Çeşitli TV kanallarındaki uygunsuz filmler, az da olsa sansüre uğruyor veya gece yarısından sonra yayınlanıyor. Ama internet öyle değil, her türlü kepazelik her an herkese açık. İnternetteki müstehcen sitelerin bazılarında (18 yaşından küçüklere sakıncalıdır) yazıyor.</p>
<p>Müstehcenliğin, 18 yaşından büyüklere zararı olmayacağını vurgulamaya çalışıyor. Evinde kendisini gözetleyen, engelleyen olmadığı müddetçe, kaç yaşında olursa olsun herkes, bu siteleri kolayca bulabilir. İzlemeye devam ederse, ahlakının erozyona uğramaması imkansızdır. Evinde internette gezemeyenler, <strong>internet cafe</strong> denilen yerlerde gizli veya açık bu uygunsuz sitelere ulaşabiliyorlar. Hatta internet kafelerden bazıları, ilgi çekmek için akşamları bilgisayara porno film koymaktan çekinmiyorlar.</p>
<p>Oğlunuzun veya kızınızın bilgisayarda sadece oyun oynadığını ve ders yaptığını sanmayınız. Müstehcen sitelere giriyor veya karşı cinslerle chat yapıyordur. Bütün haramlar nefsin hoşuna gider. Zamanla morfinman gibi internete bağımlılık kazanır. Artık kurtulması güçleşir. Bir kimsenin elinde etli kemik varsa, bunun kokusunu alan köpek kemiği yalamak için fırsat kollar. Nefs de köpek gibidir. Çocukların internetteki girdiği siteler mutlaka kontrol edilmelidir. Çocuğun yalnızken internete girmesine izin verilmemelidir. İnternete bağlanmak için gereken şifreyi çocuk bilmezse internete bağlanamaz.</p>
<p>Bir de internetin <strong>Chat</strong> (çet) denilen programı vardır. <strong>Chat</strong> sohbet manasına geliyor. Chat yapmak, porno bir siteye girmekten daha zararlıdır. Chat insanı yavaş yavaş zehirler. Chat işinde, tanınmıyorum gerekçesiyle, en ağza alınmayacak sözleri, yaptıkları utanç verici ahlaksızlıkları hiç çekinmeden anlatabiliyorlar. Chat işini randevu yerine çevirmek işten bile değil. Normalde karşı cinsle konuşmaktan utanan gençler, chat’in kolaylığı yüzünden bu duygularını tatmin etmek için hiç çekinmeden, utanmadan karşı cinsle her şeyi konuşabiliyorlar. İlk önceleri chat’te isimlerini açıklamayıp lakap kullanmaları veya erkekse kız, kız ise erkek ismi kullanıp kimliklerini saklamaları gençlere müthiş bir cesaret veriyor. Genç kız, nasıl olsa beni tanımıyorlar diyerek, erkeklerle her türlü müstehcen konulara giriyor. Zamanla onlarla samimi olunca, kimliklerini açıklamaktan da çekinmiyor. Resim istiyor, kendi resmini gönderiyor. Ondan sonra da olanlar oluyor, yosma olup çıkıyor.</p>
<p>Bilgisayarı olan çocuk kontrol altında tutulmalıdır. İnternette gezerken o istemese bile porno site reklamlarıyla karşılaşabilir. Gençler, satanistlerle internet yolu ile tanışıyorlar. Birçok sapıklığı internet vasıtası ile öğreniyorlar. Ana babalar ve devlet bu işe vakit geçmeden el atmalıdır.)</p>
<p>Genç okuyucumun yazısı gerçekten ilgi çekicidir. Gerekli tedbiri almakta gecikmemelidir.<br />
Web'de internetin zararları ABD gündemini de girmiştir. Bazı şikayetler ve gençleri korumaya yönelik talepler sonuç vermeye başlamıştır. İnternet sektöründeki şirketler Web'de zararlı yayınları engellemek üzere ortak bir karar almışlar. İnternet üzerindeki pornografi, ırkçılık ve şiddet içeren Web sitelerinden nasıl koruyabilecekleri konusunda bir site kurdular. GetNetWise adlı bu site internette gençlerin pornografi ve diğer uygunsuzluklardan korunmak için neler yapılabileceği hakkında bilgi veriyor. Gençlerin, çocukların internetten güvenli, eğitici ve eğlendirici bir şekilde yararlanmalarına yardımcı olmaya çalışıyor.</p>
<p>America Online, Microsoft gibi firmaların ana sponsorluğunda yürütülen GetNetWise Internet sektörünün pek çok firma tarafından da destekleniyor. Disney Online, Yahoo!, IBM, Net Nanny gibi kuruluşlar GetNetWise'a destek veriyorlar. Bu kadarı bile ümit vericidir. Her aile çoluk çocuğuna dikkat etmeli, bu büyük zarardan korumaya çalışmalıdır.<br />
<strong><br />
Televizyonun önemi</strong><br />
Bazı fanatikler, televizyon ve radyo batıdan geldi diye TV seyretmenin radyo dinlemenin ve diğer fenni buluşların günah olduğunu söylüyorlar. Halbuki Batıdan geldiği için televizyona ve radyoya zararlı demek doğru olmaz. Bugün tıpta, sanayide ve diğer alanlarda kullandığımız makinelerin çoğu Avrupa’dan gelmiştir. Hadis-i şerifle de bildirildiğine göre, dinimizde fen, müminin kaybedilmiş malıdır, nerede bulursa alması gerekir. Televizyon çok iyi bir haber ve eğitim vasıtasıdır.</p>
<p>Televizyon, bir bıçak gibidir, iyi bir silahtır. Bıçakla faydalı çok işler yapılır. Bu faydalı alet, düşmanın eline geçerse, gözümüzü oyar, gırtlağımızı kesebilir. Düşman, bıçağı, böyle kötü bir işte kullandığı için "Bıçak kötü alettir" denemez. Bıçağı kötü işte kullanan kimse kötülenir. Modern silahların müdafaada büyük rolü olur. Bu silahlar anarşistlerin veya başka düşmanların eline geçerse, çeşitli katliamlara girişebilirler. İşte televizyonlar da böyledir. İyi kimselerin elinde bulunursa, insanlığa büyük hizmetleri olur. Kötülerin elinde olursa insanlığa büyük zararları olur.</p>
<p>Gösterilen filmin, bir sahnesinde, din ile alay eden bir şey olsa, bunu seyreden müslüman da buna gülse, o müslümanın imanı gider. Ayrıca dine aykırı hususlar, müstehcenlik, iyi bir şey gibi gösterilmeye devam edilirse, ister istemez seyircilerin beyni menfi yönde yıkanır. Bu bakımdan güzel yayın yapan televizyonlar varsa, onları seyretmelidir.<br />
<strong><br />
Radyo, kitap, gazete, dergi<br />
</strong>Radyo da böyledir. Radyo da TV gibi neşir vasıtasıdır. Kitap, gazete, dergi gibidir. Bunlar, tabanca gibi, birer alettir. Tabancayı, suçsuz bir kimseye karşı kullanmak günahtır. Savaşta düşmanlara karşı kullanmak ise, çok sevaptır.</p>
<p>Bunun gibi, gazete, radyo ve TV, iyi insanlar tarafından hazırlanır, Allahü teâlânın beğendiği şeyleri bildirir, İslamiyet’in faydalarını, ahlak, ticaret, sanat, fabrikaların çalışması, tarih olayları, askerlik gibi din ve dünya bilgileri verirse, böyle radyoyu dinlemek, böyle TV'leri seyretmek, mubah olur, iyi olur.<br />
<strong><br />
İlme hizmet için<br />
</strong>Kibir çok kötü ise de, savaşta düşmana karşı kibretmek sevaptır. Dine, yani ilmin her çeşidine hizmet için, dinin izin verdiği her imkandan faydalanmak gerekir.</p>
<p>Şimdi internet ile Avrupa, Amerika ve diğer kıtalardan, mesajlar geliyor. Çeşitli sualler soruyorlar. Anında cevaplandırma imkanı buluyoruz. Gerçekten büyük hizmetlere vesile oluyor. Yabancılardan, Hıristiyanlardan da, e-mail [elektronik posta] gelmektedir.</p>
<p>Görmeyen vatandaşların, radyo ve TV'deki din bilgilerinden, duymayan vatandaşların da, gazetelerden istifade etmeleri çok normal değil midir?</p>
<p>Herkes kitaptan anladığına göre hareket etse, değişik görüşler meydana çıkar. Zaten piyasada dini bilgiler hakkında farklı görüşlerin bulunması, buradan kaynaklanmaktadır.</p>
<p>Herkes kendi anlayışını esas kabul etmektedir. Halbuki 14 asırdan beri gelen İslam âlimlerinin bildirdiklerine uyulsa farklı görüş meydana çıkmaz.</p>
<p>Dine hizmet için, teknik imkanlardan, her çeşit modern vasıtadan faydalanmak şarttır. Cihada hazırlanmayıp, yeni vasıtaları kullanmadan yapılan duaları Allahü teâlâ kabul etmez. Duanın kabul olması için, önce sebeplerine yapışmak gerekir. Düşman atom bombası kullanırken, tüfekle karşı koymak akıl kârı değildir.</p>
<p>Düşman, her çeşit vasıta ile dini yıkmaya çalışırken, dine hizmet için gazete, radyo ve tv'yi kullandırmamak, internetten istifade ettirmemek düşmanın ekmeğine yağ sürmektir.</p>
<p>TV ve video iyi bir eğitim vasıtasıdır demiştik. Mesela namazın nasıl kılınacağını tatbiki olarak göstermek çok iyi olur. Fakat namaz kılan imamın filmini alıp, imam yerine ekrandaki bu görüntüye uymak caiz olmaz. Bunun gibi, ezan okuyan müezzinin filmini videoya alıp, vakit gelince videodan ezan okutturmak da caiz olmaz. Çünkü TV ekranındaki resim, müezzinin kendisi değil, görüntüsüdür. TV’deki ses de, müezzinin bizzat kendi sesi değil, benzeridir.<br />
<strong><br />
İnternet ile hizmetinizdeyiz<br />
</strong>Peygamber efendimiz, <strong>(İlim, Çin’de de olsa alınız)</strong> buyurdu. Yani ilim, dünyanın en uzak yerinde olsa, hatta kâfirlerde bulunsa da, gidip almak gerektiğini bildirdi. Dinimizi yaymak, dinimizin güzel ahlakını herkese tanıtmak için gerekli vasıtaları, en uzak yerde bile olsa arayıp, bulup öğrenmek, yapmak, insanlığın hizmetine sunmak, namazdan sonra, en birinci vazifedir.</p>
<p>Kur’an-ı kerimde, bütün insanları, sonsuz saadete kavuşturmak için, her müslümanın gücü yettiği kadar durmadan çalışması, günün şartlarına uygun en mükemmel vasıtaları yapması emrediliyor. <strong>(Enfal 60)<br />
</strong><br />
İnsanlara huzur veren dinimizi tanıtabilmek için, müslümanların mevcut teknik vasıtaların hepsini yapmaları ve kullanmaları şarttır. Bunu yapmayan müslüman dinini, milletini koruyamaz ve büyük günaha girer. Bu günahın vebali ağırdır. Hatta, bir İslam şehrinde, fennin yeni bulduğu bir alet, bir vasıta yapılmayıp, bu yüzden bir müslüman zarar görürse, o şehrin idarecileri, âmirleri mesuliyet altında kalır.</p>
<p>Zamanımızda her türlü yayın ve propaganda yolu ile herkes bir şeyler yapma gayretindedir. Kitap, dergi, gazete, TV, radyo ve filmler ile herkes belli bir gaye için yoğun bir propaganda yapmaktadır. Doğru ile yanlış, hak ile bâtıl karışmış haldedir. Gün geçtikçe de yanlışların içinden doğruları ayırabilmek zorlaşmaktadır. Eğer, nakil esas alınarak İslamiyet’in üstünlüğü, faydaları müslümanlara anlatılıp bütün dünyaya yayılırsa, hak ile bâtıl birbirinden ayrılmış olur.<br />
<strong><br />
Doğruyu ayırma<br />
</strong>Doğru ile yanlış, her gün birbiri ile mücadele etmektedir. Tabii ki, doğruyu, insanlar için faydalı olanı yayma gayreti içinde olanlar, dünyada ve ahirette bunun karşılığını bulacaklardır. Yanlış üzerinde ısrar edenler de, dünyada sıkıntı içinde bir ömür sürecekleri gibi, ahirette de sonsuz azaba düçâr kalacaklardır.</p>
<p>İnsanlık için faydalı çalışmalara destek olanlar, elinden geldiği kadar yardım edenler, dinimizde en büyük sevap olan emri maruf ve nehyi münker [İyiliği emretme, kötülüğü nehyetme] sevabına kavuşurlar. İslam ahlakının yayılmasına mani olan; milletleri sömürerek, bütün gelirlerini kendi zevk ve eğlenceleri için, insanları köle yapmak için kullanan kimselerin elinden, masum insanları kurtarmak ve saadete kavuşmalarına vasıta olmak akl-ı selim sahibi her insanın vazifesidir.</p>
<p>Zamanımızın kültür savaşında, önemli bir yeri olan İnternet bütün dünyaya hızla yayılmakta, her inançtaki insanlar, düşüncelerini bu vasıta ile de yaymaya çalışmaktadır. İşte bu maksatla biz de, dinimizin güzel ahlakını bütün dünyaya yaymak, doğruyu, faydalıyı bulmada insanlara yardımcı olmak için İnternete geçmiş bulunuyoruz. Maksadımız insanların dünya ve ahiret saadetine kavuşmalarıdır.</p>
<p>İslam’ın güzel ahlakı ile ahlaklanan kimseden, kimseye zarar gelmez. O, herkesin iyiliğine, yardımına koşar. Vatanına, milletine zarar vermez. Vatanını, milletini sever. Peygamber efendimiz, müslümanı şöyle tarif etmiştir:<br />
<strong>(Müslüman, elinden ve dilinden hiç kimsenin zarar görmediği kimsedir.)</strong> [Müslim]<br />
<strong><br />
1-</strong> <a href="http://www.dinimizislam.com/">www.dinimizislam.com</a> adresine girdiğiniz zaman, merak edip öğrenmek istediğiniz her bilgiye, konu başlığını tıklatmak suretiyle ulaşabileceksiniz. Burada en emin, en doğru, en doyurucu bilgiyi bulabileceksiniz. İstifadenize sunulan bilgiler, konularında uzman bir kurul tarafından hazırlanmaktadır.<br />
<strong><br />
2-</strong> Bu bilgilerin dışında özel olarak sorup öğrenmek istediğiniz, merak ettiğiniz her türlü dini meselenizi çözmek için de adresimize e-mail göndermeniz kâfidir. En güvenilir kaynaklardan alınacak sağlam bilgi en kısa zamanda adresinize ulaştırılır.<br />
<strong><br />
3-</strong> Yine www.hakikatkitabevi.com adresine girdiğiniz zaman, Türkçe ve birçok yabancı dillerde, binlerce kaynaktan derlenen hazine değerinde kitaplarla karşılaşacaksınız. Öğrenmek istediğiniz, merak ettiğiniz her türlü dini konuyu en geniş şekilde burada bulabileceksiniz. Burada istediğiniz konuyu arama imkanına da sahip olacaksınız.<br />
<strong><br />
Sual: </strong>Bu zamanda İslam’a hizmet nasıl olur? Müslüman olarak ne yapmamız gerekir?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:<br />
(Ehl-i sünnet âlimlerinin kitaplarını, sözlerini yaymak için, keramet sahibi olmak, âlim olmak şart değildir. Her müslümanın bunu yapmak için uğraşması gerekir. Fırsatı kaçırmamalıdır. Kıyamette her müslümana bunu soracaklar, "İslam’a niçin hizmet etmedin?" diyeceklerdir. Dine hizmet için uğraşmayanlara, din bilgilerini yayan kurumlara, kimselere yardım etmeyenlere, çok azap yapılacaktır. Özür, bahane kabul edilmeyecektir.</p>
<p>Peygamberler, insanların en üstünleri, en kıymetlileri iken, hiç rahat oturmadı. Allahü teâlânın dinini, seadet-i ebediyye yolunu yaymak için, gece gündüz uğraştılar. Mucize isteyenlere de, <strong>(Mucizeyi Allahü teâlâ yaratır. Benim vazifem, Allahü teâlânın dinini bildirmektir) </strong>buyurdular. Bu yolda çalışırlarken, Allahü teâlâ da bunlara yardım eder, mucize yaratırdı.</p>
<p>Bizim de, Ehl-i sünnet âlimlerinin kitaplarını, sözlerini yaymamız ve kâfirlerin, düşmanların, müslümanlara iftira ve eziyet edenlerin, kötü, yalancı olduklarını, gençlere, dostlara bildirmemiz gerekir. Bu yolda malı ile, kuvveti ile, mesleği ile çalışmayanlar, azaptan kurtulamayacaklardır. Bu yolda çalışırken, sıkıntı çekmeyi büyük saadet, büyük kazanç bilmelidir.</p>
<p>Peygamberler, Allahü teâlânın emirlerini bildirirken, cahillerin, soysuzların hücumlarına uğrardı. Çok sıkıntı çekerlerdi. O büyüklerin en üstünü, seçilmişi, Allahü teâlânın habibi olan Muhammed aleyhisselam, <strong>(Benim çektiğim eziyet gibi, hiçbir Peygamber eziyet görmedi)</strong> buyurdu. <strong>[C.1 m.193]<br />
</strong><br />
Her müslümanın, Ehl-i sünnet itikadını öğrenmesi ve sözü geçenlere öğretmesi gerekir. Ehl-i sünnet âlimlerinin sözlerini bildiren kitapları ve gazeteleri bulup almalı, bunları gençlere, tanıdıklara göndermeli, okumaları için çalışmalıdır! İnsanlara, Allahü teâlânın emir ve yasaklarını bildirmek, kıymetli bir hizmettir. Ancak cenab-ı Hakkın sevdikleri bu hizmet ile şereflenir.</p>
<p><strong>Vasıtalardan istifade etmek<br />
Sual:</strong> Bir yazar, (dini suallere cevap vermek, vaaz ve nasihatte bulunmak, camide yapılır veya kitaba yazılır. Gazete sütunları, radyo ve tv, dini anlatmanın yeri değildir) diyor. Kitap okumayan, camiye gitmeyen insanlara gazete ile, radyo ve tv ile hitap etmenin dini mahzuru olur mu?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Hiç mahzuru olmaz. Aksine çok iyi olur.<br />
(Din bilgisi yalnız kitaptan öğrenilir) demek yanlıştır. Din bilgisi bir üstaddan, hocadan öğrenilir. Biz de, okuduğumuz bir kitaptaki bilgileri, acaba doğru anladık mı diye, bir bilene soruyoruz. Herkes kitaptan anladığına göre hareket etse, değişik görüşler meydana çıkar. Zaten piyasada dini bilgiler hakkında farklı görüşlerin bulunması, buradan kaynaklanmaktadır. Herkes kendi anlayışını esas kabul etmektedir. Halbuki 14 asırdan beri gelen İslam âlimlerinin bildirdiklerine uyulsa farklı görüş meydana çıkmaz.</p>
<p>Yazarın sözü, (Tarla sabanla sürülür, traktörün yeri tarla değildir) demeye benzer. Dine hizmet için, teknik imkanlardan, her çeşit modern vasıtadan faydalanmak şarttır. Düşman, her çeşit vasıta ile dini yıkmaya çalışırken, gazete, radyo ve tv'yi kullandırmamak, internetten istifade ettirmemek düşmanın ekmeğine yağ sürmektir.Kaynak: <a href="http://www.dinimizislam.com/print.asp?Aid=511"><font color="#800080">http://www.dinimizislam.com/print.asp?Aid=511</font></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://cagri.turkceblog.com/televizyon-ve-zararlari/internet-ve-diger-yayin-vasitalari.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Akşamları Ne Yapıyorsunuz? CAN DÜNDAR</title>
		<link>http://cagri.turkceblog.com/televizyon-ve-zararlari/aksamlari-ne-yapiyorsunuz-can-dundar.html</link>
		<comments>http://cagri.turkceblog.com/televizyon-ve-zararlari/aksamlari-ne-yapiyorsunuz-can-dundar.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 25 Jun 2008 01:58:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>cagri</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[TELEVİZYON VE ZARARLARI]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://cagri.turkceblog.com/televizyon-ve-zararlari/aksamlari-ne-yapiyorsunuz-can-dundar.html</guid>
		<description><![CDATA[ Dümdüz bir soru size:
Akşamları evde ne yapıyorsunuz?
Koltuğa uzanıp, hiç
tanımadığınız Amerikalı dedektiflerle, hiç tanımadığınız Amerikalı
haydutları mı kovalıyorsunuz?
Yoksa yerli dizilere kaptırıp hiç
bilmediğiniz konaklarda yaşanan hayatları mı seyrediyoruz?
Dört saat televizyon seyretmenin
sekiz saat çalışmak kadar beyni yorduğunu biliyor musunuz?
İki türlü hayat var:
1. Yaşanan hayat,
2. Seyredilen hayat,
Akşamlarınız televizyona
kilitliyse, bilin ki, hayatı sadece seyrediyorsunuz!
Akşamları evde ne yapıyorsunuz?
Akşamlarınızı nasıl geçiriyorsunuz?
"Pek çoğu gibi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong></strong> <em><span id="more-9"></span>Dümdüz bir soru size:</em><em><br />
</em><em>Akşamları evde ne yapıyorsunuz?</em><em></p>
<p></em><em>Koltuğa uzanıp, hiç</em><em><br />
</em><em>tanımadığınız Amerikalı dedektiflerle, hiç tanımadığınız Amerikalı</em><em><br />
</em><em>haydutları mı kovalıyorsunuz?</em><em></p>
<p></em><em>Yoksa yerli dizilere kaptırıp hiç</em><em><br />
</em><em>bilmediğiniz konaklarda yaşanan hayatları mı seyrediyoruz?</em><em></p>
<p></em><em>Dört saat televizyon seyretmenin</em><em><br />
</em><em>sekiz saat çalışmak kadar beyni yorduğunu biliyor musunuz?</em><em></p>
<p></em><em>İki türlü hayat var:</em><em></p>
<p></em><em>1. Yaşanan hayat,</em><em></p>
<p></em><em>2. Seyredilen hayat,</em><em></p>
<p></em><em>Akşamlarınız televizyona</em><em><br />
</em><em>kilitliyse, bilin ki, hayatı sadece seyrediyorsunuz!</em><em></p>
<p></em><em>Akşamları evde ne yapıyorsunuz?</em><em><br />
</em><em>Akşamlarınızı nasıl geçiriyorsunuz?</em><em></p>
<p></em><em>"Pek çoğu gibi biz de çekirdek</em><em><br />
</em><em>çıtlatıp saatlerce televizyon izliyoruz"</em><em></p>
<p></em><em>diyorsanız, durup bir düşünün lütfen; dünyaya birkaç kez daha</em><em><br />
</em><em>geleceğinize mi inanıyorsunuz?</em><em></p>
<p></em><em>Böyle bir şey olsaydı, şimdiki</em><em><br />
</em><em>hayatımızın bir bölümünü ziyan etmek şimdiki kadar acı sonuçlar</em><em><br />
</em><em>doğurmayabilirdi belki.</em><em></p>
<p></em><em>Ne çare ki sadece bir hayatımız</em><em><br />
</em><em>var.</em><em></p>
<p></em><em>Bu da maalesef, çok kısa.</em><em></p>
<p></em><em>Ortalama altmış yılın yirmi yılı</em><em><br />
</em><em>uykuda geçiyor.</em><em></p>
<p></em><em>Kalan kırk yılın yirmi yılı</em><em><br />
</em><em>çocukluk, eğitim, vesaire...</em><em></p>
<p></em><em>Son yirmi yılı da ziyan edersek,</em><em><br />
</em><em>bize yaşanacak bir şey kalmaz.</em><em></p>
<p></em><em>Akşamlarınızı sadece televizyona</em><em><br />
</em><em>veriyorsanız, sayılı nefeslerinizden bir bölümünü</em><em></p>
<p></em><em>çöpe atıyorsunuz demektir!</em><em></p>
<p></em><em>Çünkü televizyon izleyen kişi hayatta değildir, zira hiçbir şey</em><em><br />
</em><em>yapmamakta, hiçbir değer</em><em></p>
<p></em><em>üretmemektedir; bu da bir anlamda</em><em><br />
</em><em>yaşamamak sayılır.</em><em></p>
<p></em><em>Ne mi yapmalı?</em><em></p>
<p></em><em>1. Ailece kitap okuyun, sohbet edin:</em><em></p>
<p></em><em>Nasıl tanıştığınızı, ilk nerede</em><em><br />
</em><em>görüştüğünüzü, sıkılıp sıkılmadığınızı, nerede nasıl evlendiğinizi, nikah</em><em><br />
</em><em>şahitlerinizi, düğününüzü anlatın çocuklarınıza, onları hem dinleyin, hem</em><em><br />
</em><em>de okumaya çalışın.</em><em></p>
<p></em><em>2. Gezin:</em><em></p>
<p></em><em>Gezmek için ille de bir maksat</em><em><br />
</em><em>olması gerekmez, en büyük maksat hayatı paylaşmaktır.</em><em></p>
<p></em><em>Yakınsanız deniz kenarına inin, ayaklarınızı denize sokun ve</em><em><br />
</em><em>becerebiliyorsanız taş sektirme</em><em></p>
<p></em><em>yarışına girin. Sonra da güneşin pembe gülücükler saçarak batmasını</em><em><br />
</em><em>seyredin. (İnanın televizyon seyretmekten çok daha keyifli ve</em><em><br />
</em><em>dinlendiricidir) Ormanda hep birlikte yürüyün, ağaçlara isim takın, yol</em><em><br />
</em><em>boyu açan çiçekleri sevin ve çocuklarınıza bunlarla sevmeyi öğretin.</em><em><br />
</em><em>(Ama bilin ki hayat öğrenmek ve öğretmekten ibaret değildir.</em><em><br />
</em><em>Dinlenmek, eğlenmek gibi olgular da hayatın bir parçasıdır)</em><em><br />
</em><em>Çocuklarınızla ilişkilerinizde asla öğretmen tavrı takınmayın.</em><em><br />
</em><em>Onlarla arkadaşlık etmek dünyanın en keyifli işidir.</em><em></p>
<p></em><em>3. Akraba ve komşularla ilgi bağı kurun:</em><em></p>
<p></em><em>Onlara ya gidin, ya da onları size</em><em><br />
</em><em>davet edin. Sohbetiniz televizyonsuz olsun ki tadı çıksın. Birbirinizi</em><em><br />
</em><em>gerçekten tanımaya çalışın.</em><em></p>
<p></em><em>Bilirsiniz, "Komşu komşunun külüne muhtaçtır."</em><em></p>
<p></em><em>4. Kültürel ve sanatsal</em><em><br />
</em><em>etkinliklere katılın.</em><em></p>
<p></em><em>(Konferans, seminer, sergi, doğru</em><em><br />
</em><em>sinema ve tiyatro) Hayatınızı biraz olsun renklendirecek başka şeyler de</em><em><br />
</em><em>bulabilirsiniz. Yeter ki isteyin.</em><em></p>
<p></em><em>Bir şeyi çok isterseniz, Allah sebebini halk eder ve çok</em><em><br />
</em><em>istediğiniz şeye ulaşırsınız. "Olmaz ki" diye düşünüp</em><em></p>
<p></em><em>taleplerinizi ertelerseniz,</em><em><br />
</em><em>hiçbir yere ulaşamazsınız.</em><em></p>
<p></em><em>Aile bağlarının güçlenmesi,</em><em><br />
</em><em>paylaşacak şeylerin çokluğuyla mümkündür. Ne kadar çok şey paylaşırsanız</em><em><br />
</em><em>aileniz o kadar güçlenecek, o kadar diri duracak ve mutlu olacaktır.</em><em></p>
<p></em><em>Hatıra defterine televizyon dizilerini yazamazsınız. Oraya ancak</em><em><br />
</em><em>yaşadıklarınızı yazabilirsiniz.</em><em></p>
<p></em><em>Her gün bir şeyler yaşamalı ve</em><em><br />
</em><em>bunları deftere geçirerek geleceğe tarih düşürmelisiniz.</em><em></p>
<p></em><em>Bugün öyle bir hayat yaşayın ki,</em><em><br />
</em><em>yarına da kalsın. Torunlarınıza filan anlatacaklarınız olsun.</em><em></p>
<p></em><em>Ayrıca unutmayın ki;</em><em></p>
<p></em><em>Hayatı biriktiremezsiniz;</em><em></p>
<p></em><em>ya her anını yaşayacaksınız, ya da</em><em><br />
</em><em>ziyan edeceksiniz.</em><em></p>
<p></em><em>Artık cevap gelsin:</em><em></p>
<p></em><em>Akşamları ne yapıyorsunuz?</em><em></p>
<p></em><em>Yaşıyor musunuz, yoksa seyrediyor musunuz?</em><em></p>
<p></em><em><strong>CAN DÜNDAR</strong></em><em></em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://cagri.turkceblog.com/televizyon-ve-zararlari/aksamlari-ne-yapiyorsunuz-can-dundar.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Televizyon beyin gelişimini engelliyor</title>
		<link>http://cagri.turkceblog.com/televizyon-ve-zararlari/televizyon-beyin-gelisimini-engelliyor.html</link>
		<comments>http://cagri.turkceblog.com/televizyon-ve-zararlari/televizyon-beyin-gelisimini-engelliyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 25 Jun 2008 01:56:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>cagri</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[TELEVİZYON VE ZARARLARI]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://cagri.turkceblog.com/televizyon-ve-zararlari/televizyon-beyin-gelisimini-engelliyor.html</guid>
		<description><![CDATA[Uzmanlar, Türkiye'de kitap okumaya ayrılan sürenin 16 saniye, tv izleme oranının ise 4 saat olduğuna dikkat çekti
Uzun süre televizyon izlenmesinin beyin gelişimini engellediğini belirten İletişim ve Eğitim Uzmanı Serkan Duru, Türk toplumunun kitap okumaya 16 saniye ayırırken, televizyon izlemeye 4 saat ayırdığını söyledi.   
Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen "Kişisel Gelişim Seminerleri" çerçevesinde, Şehir Kütüphanesi Üftade Gösteri ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span id="more-8"></span>Uzmanlar, Türkiye'de kitap okumaya ayrılan sürenin 16 saniye, tv izleme oranının ise 4 saat olduğuna dikkat çekti</p>
<p>Uzun süre televizyon izlenmesinin beyin gelişimini engellediğini belirten İletişim ve Eğitim Uzmanı Serkan Duru, Türk toplumunun kitap okumaya 16 saniye ayırırken, televizyon izlemeye 4 saat ayırdığını söyledi.   <br />
Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen "Kişisel Gelişim Seminerleri" çerçevesinde, Şehir Kütüphanesi Üftade Gösteri ve Konferans Salonu'nda gerçekleştirilen "Geleceği Okuyan Kalemler" konulu seminerde, ilköğretim okulu öğrencilerine, çarpıcı örneklerle kitap okumanın önemi anlatıldı.  Türkiye'de bir gün içinde kitap okumaya ayrılan sürenin 16 saniye olduğunun vurgulandığı seminerde, televizyon seyretme oranının ise 4 saati bulduğu kaydedildi.     <br />
Seminerde, çocuklara kitap okumanın ve bilgiyi paylaşmanın faydalarını anlatan İletişim ve Eğitim Uzmanı Serkan Duru, kitap okumanın bakış açısını geliştirdiğini belirtti. Okumanın öneminin, Osmanlı Dönemi'ndeki hızlı gelişmeler ve hizmetler ile ciddi şekilde fark edildiğini anlatan Duru, bugün dünyanın süper gücü olarak kabul edilen ABD'nin de okumanın önemini fark ederek, edindiği bilgiyi paraya dönüştürebildiğine işaret etti. Ancak günümüz Türkiye'sinde okumanın öneminin henüz anlaşılamadığını dile getiren Duru, "Türkiye'de kitap okumaya ayrılan ortalama süre 16 saniyedir. Bu süre Almanya'da 24 dakikadır. Fakat Türkler günde 4 saatini televizyon izleyerek geçirmektedir. Bu da ciddi bir beyin çürümesine neden olmaktadır" diye konuştu.    <br />
Bu nedenle kitap okumanın ve okuyarak edinilen bilginin paylaşımının oldukça önemli olduğunun altını çizen Duru, kitap okumanın içten gelen bir istek olduğunu  özellikle çocukluk dönemlerinde edinilebilen çok faydalı bir alışkanlık olduğunu sözlerine ekledi.<a href="http://www.milligazete.com.tr/?action=show&amp;type=news&amp;id=38457"><font color="#800080">http://www.milligazete.com.tr/?action=show&amp;type=news&amp;id=38457</font></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://cagri.turkceblog.com/televizyon-ve-zararlari/televizyon-beyin-gelisimini-engelliyor.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Televizyon giren eve doktor girer</title>
		<link>http://cagri.turkceblog.com/televizyon-ve-zararlari/televizyon-giren-eve-doktor-girer.html</link>
		<comments>http://cagri.turkceblog.com/televizyon-ve-zararlari/televizyon-giren-eve-doktor-girer.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 25 Jun 2008 01:56:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>cagri</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[TELEVİZYON VE ZARARLARI]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://cagri.turkceblog.com/televizyon-ve-zararlari/televizyon-giren-eve-doktor-girer.html</guid>
		<description><![CDATA[Çocuğunuzun; Fiziksel, ruhsal, dilsel, zihinsel ve sosyal gelişimine katkıda bulunacak faaliyetleri yapmaya çalışınız. Unutmayınız ki; Gelişme çağındaki çocuklarınızın sizden alabilecekleri, TV’den alabileceklerinden daha değerli şeyler olacaktır.
— Çocuğunuz televizyonun önünden hiç kalkmıyorsa, bu onun zeki olduğunun bir göstergesi değildir. Bu nedenle, aileler evlerine televizyon almadan önce bir kez daha düşünseler iyi olur.                                              
Amerika'da yapılan bir araştırmaya göre, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span id="more-7"></span>Çocuğunuzun; Fiziksel, ruhsal, dilsel, zihinsel ve sosyal gelişimine katkıda bulunacak faaliyetleri yapmaya çalışınız. Unutmayınız ki; Gelişme çağındaki çocuklarınızın sizden alabilecekleri, TV’den alabileceklerinden daha değerli şeyler olacaktır.<br />
— Çocuğunuz televizyonun önünden hiç kalkmıyorsa, bu onun zeki olduğunun bir göstergesi değildir. Bu nedenle, aileler evlerine televizyon almadan önce bir kez daha düşünseler iyi olur.                                              </p>
<p>Amerika'da yapılan bir araştırmaya göre, evinde televizyon bulundurmayan ya da sadece belgesel diziler sunan kanalları seyreden ailelerin çocukları, daha farklı oyunlar oynuyor, sosyalleşiyor ve okulda daha başarılı oluyorlar.<br />
Daha sosyal oluyorlar<br />
TV seyretmeyen çocuklar, değişik oyunlarla kendi kendilerini eğlendirmeyi öğrendikleri gibi, ne yapmayı istedikleri hakkında da kendi fikirlerine sahipler. Televizyonsuz evlerin çocuklarının, okuldaki başarı düzeyi de, derslere daha iyi konsantre oldukları için daha yüksek. Ayrıca, bu çocukların dünya ve hayat hakkındaki bilgileri de daha çok ve çeşitli kaynaklardan geldiği için daha geniş kapsamlı. TV seyredilmeyince, kalan zaman, daha sosyal faaliyetlerde değerlendiriliyor, arkadaş, akraba-dost ziyaretleriyle insan ilişkileri ve iletişimi güçleniyor.<br />
TV neden seyrettirilmemeli? <br />
1– Lisan gelişimini bozmamak için<br />
2– Sosyal gelişimini bozmamak için<br />
3– Anne çocuk ilişkisinin bozulmaması için<br />
4– Yaşıt ilişkilerinin bozulmaması için<br />
5– Aşırı TV izleme sonucu gelişiminin duraklamaması için<br />
Şiddet görüntülerinden uzak tutalım!<br />
Travmaya maruz kalmak veya travmaya şahit olmak kişinin ruh sağlığını olumsuz etkilemektedir. Özellikle son zamanlarda TV’lerde sıkça rastlanan şiddet ve travma sahnelerinin çocuklarımız tarafından izlenmesi oldukça önemli bir konudur. Travma görüntülerini izleyen çocuklarda kaygı bozuklukları gelişebilmektedir. Bu nedenle çocuklarımızın izlediği programların mutlaka kontrol edilmesi gerekmektedir. Aşırı travmatik haber ve programları izleyen çocuklarda;<br />
1– Uyku problemleri,<br />
2– Şiddete eğilim,<br />
3– Çabuk sinirlenme,<br />
4– Huzursuzluk,<br />
5– Korkularda artış,<br />
6– Sese karşı çabuk irkilme tepkisi,<br />
7– Anne babaya karşı bağımlılıkta artış,<br />
8– Geleceğe ait karamsarlıkta artış,<br />
9– Mutsuzluk,<br />
10– davranış bozuklukları  görülebilir. Bu nedenle anne babaları bu konuda dikkatli olmaya davet ediyoruz.<br />
Disiplinin en büyük düşmanı televizyondur<br />
1– Çocuğa örnek davranışın ne olduğu hakkında yanlış fikirler verir. Örneğin; Susam sokağındaki Kurabiye Canavarı gibi yemek yemenin doğal, sosyal ve komik olduğu fikri gibi... Bu demek değildir ki çocuk için seyretmesi sakıncalıdır ama veli eşliğinde doğru davranış hatırlatmasıyla eşlendirilmesi gerekebilir.<br />
2– Gerçek-dışı bir dünya kurdurur.<br />
3– Duyarsızlaştırır. Örneğin Tom ve Jerry’de gösterildiği gibi bir başkasının kafasına ağır bir nesne geçirse bile, bir saniye sonra bu insanın hiç bir şey olmamışçasına, zarar görmeksizin var olabileceği fikri gibi.<br />
4– Çocuğun doğal gelişimi için gerekli olan çağların gecikmesine neden olur.<br />
Sonuç olarak; Televizyon çocuğun sosyal davranış öğrenmesini önler ( Örn. karşılıklı anlaşmazlık olduğu durumlarda ne şekilde davranması gerektiği bilgisini edinemez ), okumak, yazmak, el işi gibi hayal gücünü geliştirici davranışlardan uzaklaşmasını ve en önemlisi veli ile ilişki kopukluğuna sebep verir.<br />
Çocuğun hayatına veli gözetiminde ve eşliğinde katılması ile girmeli, her iki  aşırı uca da kaçılmaması gerekir.<a href="http://www.milligazete.com.tr/?action=show&amp;type=news&amp;id=3111"><font color="#800080">http://www.milligazete.com.tr/?action=show&amp;type=news&amp;id=3111</font></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://cagri.turkceblog.com/televizyon-ve-zararlari/televizyon-giren-eve-doktor-girer.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Epilepsi hastalarına “TV” uyarısı</title>
		<link>http://cagri.turkceblog.com/televizyon-ve-zararlari/epilepsi-hastalarina-%e2%80%9ctv%e2%80%9d-uyarisi.html</link>
		<comments>http://cagri.turkceblog.com/televizyon-ve-zararlari/epilepsi-hastalarina-%e2%80%9ctv%e2%80%9d-uyarisi.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 25 Jun 2008 01:55:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>cagri</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[TELEVİZYON VE ZARARLARI]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://cagri.turkceblog.com/televizyon-ve-zararlari/epilepsi-hastalarina-%e2%80%9ctv%e2%80%9d-uyarisi.html</guid>
		<description><![CDATA[
Televizyon kanallarını sürekli değiştirmenin epilepsi hastalığını tetiklediği, bu nedenle hastaların zaping yapmaktan kaçınması gerektiği belirtildi.
Zaping yapmayın
Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilimdalı ve Dahili Tıp Bilimleri Bölüm Başkanı Prof. Dr. Sezer Komsuoğlu, televizyon izlerken kanalların sürekli değiştirilmesinin, 'beyinde fotosensitif epilepsi' hastalığına yol açtığını söyledi.
Türkiye yine ön sırada
Bu hastalığa literatürde sık rastlanmadığını ve on binde bir görüldüğünü [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>
<span id="more-6"></span>Televizyon kanallarını sürekli değiştirmenin epilepsi hastalığını tetiklediği, bu nedenle hastaların zaping yapmaktan kaçınması gerektiği belirtildi.</p>
<p><strong>Zaping yapmayın</strong><br />
Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilimdalı ve Dahili Tıp Bilimleri Bölüm Başkanı Prof. Dr. Sezer Komsuoğlu, televizyon izlerken kanalların sürekli değiştirilmesinin, 'beyinde fotosensitif epilepsi' hastalığına yol açtığını söyledi.</p>
<p><strong>Türkiye yine ön sırada</strong><br />
Bu hastalığa literatürde sık rastlanmadığını ve on binde bir görüldüğünü ifade eden Komsuoğlu, televizyonla uyarılan epilepsi hasta sayısının, ABD'ye göre Avrupa'da ve Türkiye'de daha çok olduğunu belirtti.<br />
Hastalığın çocukluk ve ergenlik döneminde daha sık görüldüğünü anlatan Komsuoğlu, "ABD'de televizyonlar 60 herz frekanslı, Avrupa ve Türkiye'de ise 50 herz frekanslı. 60 herz frekansla çalışan televizyonlar daha az etki yapıyor. 50 herz frekanslı televizyonlar ise beyine daha çok etki yapıyor. Kanalları sürekli değiştirilmesi hastalığı tetikliyor ve hastada nöbetler başlıyor. Bu sırada hastada ellerde, kollarda ve bacaklarda kasılma oluşuyor" dedi.<br />
Tıp Fakültesi'ne gelen hastaların, önce televizyondan etkilenip etkilenmediğini araştırdıklarını, eğer hastanın televizyondan etkilendiği belirlenirse uyarıldığını kaydeden Komsuoğlu,</p>
<p><strong>Televizyonu nasıl seyretmeli?</strong><br />
"Bu tür epilepsi hastası televizyonu iyi aydınlatılmış odada ve mutlaka 2.5 metre mesafeden izlemeli. Televizyon kanalını değiştireceği zaman başını başka yöne çevirmeli ya da bir gözünü kapatmalı. Ayrıca, güneş ışınlarından ve diskoteklerdeki yanıp sönen ışıklardan da korunmalılar" diye konuştu.<a href="http://www.milligazete.com.tr/?action=show&amp;type=news&amp;id=4984"><font color="#800080">http://www.milligazete.com.tr/?action=show&amp;type=news&amp;id=4984</font></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://cagri.turkceblog.com/televizyon-ve-zararlari/epilepsi-hastalarina-%e2%80%9ctv%e2%80%9d-uyarisi.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Televizyon çocukları zehirliyor</title>
		<link>http://cagri.turkceblog.com/televizyon-ve-zararlari/televizyon-cocuklari-zehirliyor.html</link>
		<comments>http://cagri.turkceblog.com/televizyon-ve-zararlari/televizyon-cocuklari-zehirliyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 25 Jun 2008 01:54:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>cagri</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[TELEVİZYON VE ZARARLARI]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://cagri.turkceblog.com/televizyon-ve-zararlari/televizyon-cocuklari-zehirliyor.html</guid>
		<description><![CDATA[Yüzlerce çocuk, alkol ve sigara görüntüleri için RTÜK’e şikayet mektubu gönderdi...
Radyo ve Televizyon Üst Kurulu'na (RTÜK) başvuran yüzlerce çocuk, alkol ve sigara görüntülerinin yayınlanmasının önlenmesini istedi. Çocukların mektuplarına cevap veren RTÜK Başkanı Akman bu duyarlılık için çocuklara teşekkür etti.
Türkiye'nin çeşitli yerlerinden ilköğretim çağında yüzlerce çocuk, RTÜK'e mektup gönderdi. Çocuklar, televizyonlarda yayınlanan dizi filmlerde sigara ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span id="more-5"></span>Yüzlerce çocuk, alkol ve sigara görüntüleri için RTÜK’e şikayet mektubu gönderdi...</p>
<p>Radyo ve Televizyon Üst Kurulu'na (RTÜK) başvuran yüzlerce çocuk, alkol ve sigara görüntülerinin yayınlanmasının önlenmesini istedi. Çocukların mektuplarına cevap veren RTÜK Başkanı Akman bu duyarlılık için çocuklara teşekkür etti.<br />
Türkiye'nin çeşitli yerlerinden ilköğretim çağında yüzlerce çocuk, RTÜK'e mektup gönderdi. Çocuklar, televizyonlarda yayınlanan dizi filmlerde sigara ve alkol kullanımına ilişkin görüntülere yer verilmesinden şikayetçi oldu. Mektubuna ''Sesimizi duyun'' diye başlayan bir çocuk, şunları kaydetti: ''Mesela küçük bir çocuk televizyonda sigara, uyuşturucu veya alkollü bir film, reklam veya dizi izlerse büyüyünce bu tür şeylerin güzel bir şey olduğunu düşünebilir. Bu yüzden kendisine zarar verebilir. Radyo ve Televizyon Üst Kurulu'ndan istediğim şey, bu tür  kötü alışkanlıkların televizyondan kaldırılması. Umarım, bizim sesimizi duyar ve geleceğin çocuklarına bu tür şeyleri yaşatmazsınız.''</p>
<p><strong>“Artistlere sigara içiriliyor”</strong><br />
Bir başka çocuk da ''Ülkemizdeki Kötülükler'' başlığıyla kaleme aldığı mektubunda, dizi film ve programlarda çocuk ve gençlere kötü örnek olabilecek birçok şey bulunduğuna işaret etti. Mektubunda, ''Artist ve aktörlere sigara, içki içiriliyor, kumar oynatılıyor'' diyen küçük çocuk, ''Biz gençler onların yaptıklarını örnek alıyoruz. Sizlerden isteğim, böyle programların yayınlanmaması''diye devam etti.<br />
Bir diğer çocuk da mektubunda, sigara, alkol ve uyuşturucu kullanımının insan sağlığına zarar verdiğinin tespit edildiğine işaret ederek, şöyle dedi: ''Televizyonlarda yayımlanan bu tür maddelerin çocukları ve gençleri olumsuz yönde etkilemesi toplumu da etkilemektedir. Bu tür maddeler, insan sağlığını bozarak kansere yol açmaktadır. Bu nedenle, bu vakaların azalmasını sağlamak için televizyonlarda yayınlanan dizi türü programlarda alkol ve sigara türü maddelerin kaldırılmasını en içten dileklerimle istiyorum.''</p>
<p><strong>Başkan tek tek cevap verdi</strong><br />
RTÜK Başkanı Zahid Akman da çocukların mektuplarına tek tek cevap vererek, kendilerine duyarlılıklarından dolayı teşekkür etti. Akman, küçük yaşta gösterdikleri bu toplumsal duyarlılığın ileriki yaşlarında da artarak sürmesini istedi. RTÜK'ün, televizyon programlarındaki zararlı unsurlar konusunda gerekli önlemleri almaya devam edeceğini vurgulayan Akman, bu konuda sadece denetleyici kurumların çabalarının yeterli olamayacağını ifade etti.<a href="http://www.milligazete.com.tr/?action=show&amp;type=news&amp;id=15449"><font color="#800080">http://www.milligazete.com.tr/?action=show&amp;type=news&amp;id=15449</font></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://cagri.turkceblog.com/televizyon-ve-zararlari/televizyon-cocuklari-zehirliyor.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Gençliğimiz hababam kültürüyle uyuşturuldu</title>
		<link>http://cagri.turkceblog.com/televizyon-ve-zararlari/gencligimiz-hababam-kulturuyle-uyusturuldu.html</link>
		<comments>http://cagri.turkceblog.com/televizyon-ve-zararlari/gencligimiz-hababam-kulturuyle-uyusturuldu.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 25 Jun 2008 01:54:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>cagri</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[TELEVİZYON VE ZARARLARI]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://cagri.turkceblog.com/televizyon-ve-zararlari/gencligimiz-hababam-kulturuyle-uyusturuldu.html</guid>
		<description><![CDATA[Türkiye’nin birçok bölgesinde çalışmalarına devam eden Namaz Gönüllüleri Platformu, bu defa Kütahya’da düzenlediği program ile vatandaşlara unutulmaz bir gece yaşattı. Platform üyeleri burada yaptıkları organizasyon ile her yerde olduğu gibi yine gönülleri feth etmeyi başardılar.
Kütahya Belediyesi Kültür Sarayı’nda yapılan ve Ensar Vakfı’nın organize ettiği gecede, vatandaşların hınca hınç doldurduğu, pek çok vatandaşın da ayakta izlediği [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span id="more-4"></span>Türkiye’nin birçok bölgesinde çalışmalarına devam eden Namaz Gönüllüleri Platformu, bu defa Kütahya’da düzenlediği program ile vatandaşlara unutulmaz bir gece yaşattı. Platform üyeleri burada yaptıkları organizasyon ile her yerde olduğu gibi yine gönülleri feth etmeyi başardılar.<br />
Kütahya Belediyesi Kültür Sarayı’nda yapılan ve Ensar Vakfı’nın organize ettiği gecede, vatandaşların hınca hınç doldurduğu, pek çok vatandaşın da ayakta izlediği programa konuşmacı olarak; ‘Sabah Namazına Nasıl Kalkılır?’ kitabının yazarı Cemil Tokpınar, ‘Akılları Durduran Mucize Namaz’ kitabının yazarı Dr. Kerim Buladı ve Radyo programcısı Ahmet Bulut katıldılar.</p>
<p>EMİN KARAKAYA / KÜTAHYA<br />
Türkiye’nin birçok bölgesinde çalışmalarına devam eden Namaz Gönüllüleri Platformu, bu defa Kütahya’da düzenlediği program ile Kütahyalı vatandaşlara unutulmaz bir gece yaşattı. Kütahya Belediyesi Kültür Sarayı’nda yapılan ve Ensar Vakfı’nın organize ettiği gecede, Platform üyeleri ‘Sabah Namazına Nasıl Kalkılır?’ kitabının yazarı Cemil Tokpınar, ‘Akılları Durduran Mucize Namaz’ kitabının yazarı Dr. Kerim Buladı ve Radyo Programcısı Ahmet Bulut, vatandaşlara namaz konusunda bilgiler vererek, yine gönülleri feth ettiler. Programa, Anadolu Gençlik Derneği Kütahya Temsilciliği, Eğitim-Bir-Sen Kütahya Şubesi ve Diyanet-Sen Kütahya Şubeleri de destek verdiler.</p>
<p><strong>Kütahya’da namaz âşıkları bir araya geldi</strong><br />
Düzenledikleri programlarla adını yurt çapında duyuran Namazla Diriliş Platformu üyeleri, Ahmet Bulut, Cemil Tokpınar ve Dr. Kerim Buladı, Kütahyalı vatandaşlara unutulmaz bir gece yaşattı. Kütahya’da programa olan yoğun ilgiden dolayı vatandaşlar ayakta ve salonunu boş yerlerinde durarak programı takip etti. Kur-an’ı Kerim tilaveti ile başlayan programda, 5 yaşındaki Merve Kamalı’da Peygamber Efendimizin hayatını anlatan şiiriyle Kütahyalı vatandaşlara duygulu anlar yaşattı. Müslüman’ım diyen herkesi namazı anlamak ve yaşamak için duyarlı olmaya çağıran konuşmacılar, namaz ibadetinin bu ümmeti kurtaracak ve diriltecek bir eylem olduğunu vurguladılar. İçki, sigara, uyuşturucu batağına bulaşan gençliğin namazla tanıştırılması gerektiğine, anarşi ve terörün ancak bilinçli kılınan namaz ile durdurulabileceğine değinen konuşmacılar, namazın okullarda gündem edilmesi gerektiğini ama maalesef bu gün okullarda namaz kılan öğrencilere zorluk çıkarıldığını belirttiler.</p>
<p><strong>Gençlik ‘Hababamlaştırıldı’</strong><br />
“Ülkemizde huzur istiyorsak gelin namazı diriltelim. İnanın o zaman problemler biter” vurgusunu yapan konuşmacılar, televizyonlarda yüzlerce kez ‘Hababam Sınıfı’ filmlerinin gösterilmesi ile çocuklarımızın ‘hababamlaştırıldığını’ ve eğitim öğretimin ciddiyetini kaybettiğini, namaz bilincinin konu edildiği filimler ve programlar hazırlanması ile toplumumuzun tekrar kendine geleceğini ve tüm problemlerin çözüme kavuşacağını ifade ettiler. Bilinçli kılınan namazın insanı tüm kötülüklerden uzaklaştıracağını; içki, sigara, uyuşturucu, rüşvet, terör v.b pek çok kötü davranışların sona ereceğinin bilinmesi ve anlaşılması gerektiğinin altı çizilen program, Kütahyalı vatandaşların her birinin birer ‘Namaz Gönüllüsü’ olarak çalışması sözünün verilmesiyle sona erdi.<a href="http://www.milligazete.com.tr/?action=show&amp;type=news&amp;id=35201"><font color="#800080">http://www.milligazete.com.tr/?action=show&amp;type=news&amp;id=35201</font></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://cagri.turkceblog.com/televizyon-ve-zararlari/gencligimiz-hababam-kulturuyle-uyusturuldu.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Güdümlü medya insanlığı saçıp savuruyor</title>
		<link>http://cagri.turkceblog.com/televizyon-ve-zararlari/gudumlu-medya-insanligi-sacip-savuruyor.html</link>
		<comments>http://cagri.turkceblog.com/televizyon-ve-zararlari/gudumlu-medya-insanligi-sacip-savuruyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 25 Jun 2008 01:53:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>cagri</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[TELEVİZYON VE ZARARLARI]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://cagri.turkceblog.com/televizyon-ve-zararlari/gudumlu-medya-insanligi-sacip-savuruyor.html</guid>
		<description><![CDATA[ Ali Haydar Haksal
yediiklim@yahoo.comYeryüzü savaşları artık çok yönlüdür. Bilim, teknik, sanayi savaş aracıdır. Savaşın mantığı, işleyişi ve tarzı iyice değişti.Türkiye’de sabah gözlerinizi açtığınızda, evinizde televizyonların sabah haber ve yorumları kuşatma altına alıyor. Evinden çıkan bu birey, akşamdan beri kuşatması altında olduğu, farkında olsun ya da olmasın zihninin iyice dolduğu kurulmuş, kurgulanmış bir tip olarak güne başlar. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong></strong> <strong><span id="more-3"></span>Ali Haydar Haksal<br />
yediiklim@yahoo.com</strong>Yeryüzü savaşları artık çok yönlüdür. Bilim, teknik, sanayi savaş aracıdır. Savaşın mantığı, işleyişi ve tarzı iyice değişti.Türkiye’de sabah gözlerinizi açtığınızda, evinizde televizyonların sabah haber ve yorumları kuşatma altına alıyor. Evinden çıkan bu birey, akşamdan beri kuşatması altında olduğu, farkında olsun ya da olmasın zihninin iyice dolduğu kurulmuş, kurgulanmış bir tip olarak güne başlar. Eline tutuşturduğu bir gazetenin manşetlerine bakar, benzer, besleyici ve yönlendiricilikle varacağı yere gider. Masasına kurulur, tezgâhının başına geçer, işine koyulur… Akşamdan beri depoladıklarını çevresindekilere yavaş yavaş anlatmaya başlar. Onlarla aynı dili konuşur. Aynı şeyleri paylaşır. İdeolojik farklılıklar olmadığı için, hangi kesime, katmana sahip olursa olsun ortak bir ruh içinde oldukları görülür. A partisi, b partisi, a takımı, b takımı fark etmiyor. Eğer birbirlerine düşman iseler bile aynı yöntem ve dil ile çekişirler.Yabancılaşma en koyu dönemini yaşıyor. Bireyler yabancılaşmanın ve kendi olamamanın en alasını yaşıyorlar. Kanıksanmış bir toplum güdülmüş olmak kadar tehlikelidir. Geçen gün, yabancı bir radyoya verdiğim bir mülakatta, üzerinde durduğum, vurguladığım önemli bir konu var. Soru: <strong>“Müslümanlar Filistin’e neden bu kadar duyarsızdırlar?”</strong> idi. Aslında duyarlılık ve duyarsızlık bilinç ile doğrudan ilgilidir. İnsan bugün için bilinçsizliğin en koyusunu yaşıyor. Bilinci, duygusu, düşüncesi elinden alınmış, güdülen bir insanlıktan söz ediyoruz.<strong>İnsanlık Filistin faciasını, dramını, vahşetini bir filmi seyrediyor gibi algılıyor</strong>. Bir sinemada gösterilen bir filmin etkisi salondan çıkıncaya kadardır. Ya da bir filmi izleyen bir izleyici, o anda gözyaşı da dökebilir, üzülebilir. Sinemadan çıktığı andan itibaren, soğukkanlılığına kavuşunca, yapımcısı, yönetmeni, oyuncusunun başarısı, rolü ve hatta maliyetini tartışmaya başlar. Bu oyunun gerçek oluşu yerli yerine oturunca etkisi de silinmeye başlar.İnsanlık, Müslümanlar yaşanmakta olan Filistin dramını, faciasını, katliamını bir sinema filmi seyreder gibi yapıyor. Televizyonlardaki görüntüler bir zaman sonra etkisini yitirir. Zamanla artık bu gibi haberleri iyice kanıksadığından dikkatini bile çekmez.Güdümlü medyanın amacı da insanlığı bu hâle sürüklemektir. Bunda da başarılı olmaktadır. İnsanların kendi kendileriyle sınavı çok incedir ve bunun farkına çoğu zaman varılamamaktadır. Medya güdümünde, yanlışı, doğruyu, güzeli, çirkini, iyiyi, kötüyü, faydalıyı, faydasızı, hayırlı olanı, olmayanı birbirinden ayırt etmede sağlıklı düşünemiyor.Günümüz Müslümanlarının içinde bulunduğu durum çok daha vahimdir. Güdümün ötesinde bir psikoloji iledir. Güdülmüş olmakla birlikte sorumluluklarından kaçan, neme lazımcı, bananeci, sıradancı biri haline dönüştü. Ve artık amaçlanan seküler tipler oluverdiler. Filistin davasına sahip çıkmayış onları bir başka sürece itti. Öyle ki, bırakın Filistin davasını sahiplenmeyi insanlığı katleden, vahşilikleri ayyuka çıkan, Filistinli kadınların, çocukların, yaşlıların, mazlum halkın ahını duymazlıktan gelen ve hatta Yahudileri içten içe sahiplenen bir ruha dönüştüler. Zaten Siyonist Yahudi güdümlü medya kendi okurunu böyle yönlendirdiği gibi, artık İslâmî bir çizgi, taban ve köklerden gelenler de onlardan farklı düşünemiyorlar.Bir zaman önce, birlikte yola çıktığımız biri, bir medya kuruluşunun başına geçtikten ve rengini, özünü, ruhunu yitirdikten sonra, bir çok ünlü İslâmcı medya mensuplarıyla birlikte İsrail’in davetine katılıp, brife edildikten sonra, Golan tepelerinde İsrail tanklarının gölgesinde, Filistin’e bakarak namaz kılmakla övünmüştü. Evet, tıpkı böyle. Ne yazık ki, medyamız artık farklı bir gözle dünyaya bakıyor. Yıllar yılı oluşturulan okur, yetiştirilen insanlarımız belli bir yere geldikten sonra, şu anda güdümlü medyaya teslim edilerek onların ruhlarıyla emzirilmektedirler. Yılların emekleri boşa yönlendiriliyor ve ondan dünyalıklar devşiriliyor.Ne yazık ki, bilinç oluşturan medyamız bir elin parmaklarını geçmiyor. Herkes bir hesap ve bir çıkar ve bir dünyalık peşinde.<a href="http://www.milligazete.com.tr/?action=show&amp;type=writersnews&amp;id=18588"><font color="#800080">http://www.milligazete.com.tr/?action=show&amp;type=writersnews&amp;id=18588</font></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://cagri.turkceblog.com/televizyon-ve-zararlari/gudumlu-medya-insanligi-sacip-savuruyor.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Onun Adıyla&#8230;</title>
		<link>http://cagri.turkceblog.com/sonsuzluga-cagri/hello-world.html</link>
		<comments>http://cagri.turkceblog.com/sonsuzluga-cagri/hello-world.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 02 Jun 2008 15:59:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>cagri</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[SONSUZLUĞA ÇAĞRI]]></category>

		<guid isPermaLink="false"></guid>
		<description><![CDATA[Neden Son Çağrı?..
Bizler sonsuzluk ülkesinden yine sonsuzluk ülkesine giden bilinçli ve vazifeli varlıklarız.
Dünyaya gönderiliş amacımız bir kısmımızın farkında olduğu halde unutmaya çalıştığı,çoğumuzunda bilmediği kulluğumuzu ifa görevidir.
Yüceler Yücesinin izni ile bu site aracılığıyla bu gerçekten bahsetmeye ve sırlı yolculuğumuzu örnekler,misaller,büyüklerden sözler ve ayetlerle anlatmaya çalışacağız.
İstifade etmeniz ve ettirmeniz dileğiyle...
Mekselina Mirza...
 
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Neden Son Çağrı?..<br />
Bizler sonsuzluk ülkesinden yine sonsuzluk ülkesine giden bilinçli ve vazifeli varlıklarız.<br />
Dünyaya gönderiliş amacımız bir kısmımızın farkında olduğu halde unutmaya çalıştığı,çoğumuzunda bilmediği kulluğumuzu ifa görevidir.</p>
<p>Yüceler Yücesinin izni ile bu site aracılığıyla bu gerçekten bahsetmeye ve sırlı yolculuğumuzu örnekler,misaller,büyüklerden sözler ve ayetlerle anlatmaya çalışacağız.<br />
İstifade etmeniz ve ettirmeniz dileğiyle...<br />
Mekselina Mirza...<br />
 </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://cagri.turkceblog.com/sonsuzluga-cagri/hello-world.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
	</channel>
</rss>
